Hak arama ve giderim
Satın aldığım payın daha önceden yola bırakıldığı sonradan anlaşıldı; el atma yerine sicil zararını mı değerlendirmeliyim?
Evet, sicilden doğan zarar ihtimalini ayrıca değerlendirmeniz gerekebilir. Önce satın aldığınız payın gerçekten daha önce yola ayrılan bölümde kalıp kalmadığını ve bunun satın alma günündeki tapu kayıtlarından anlaşılabilir olup olmadığını belirleyin. Sonradan yol yapılmış olması ile daha önce yola bırakılmış bir payın size satılmış olması aynı olay değildir; sorumlu tutulacak kişi ve başvuru yolu da değişebilir.
Anayasa Mahkemesi, özel parselasyonla yola ayrıldığı kabul edilen bir payı tapudan satın alan kişinin mirasçılarına ilişkin olayda bu ayrımı yapmıştır. Payın yola terk edildiğinin satış sırasında sicilden anlaşılamaması hâlinde, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zarar için Hazineye karşı tazminat yolunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca satıştan önce var olan hak nedeniyle payın kaybedilmesi bakımından satıcının sorumluluğuna dayanan dava yoluna da işaret etmiştir. Yalnız kamulaştırmasız el atma davası açılmış olması, bu farklı zarar yollarının kullanıldığı anlamına gelmemiştir.
Kök parselin ve payın bütün tapu kayıtlarını, resmî satış senedini, yola terk şerhinin tarihini ve dayanağını, özel parselasyon planını ve sonraki terkin belgelerini isteyin. Fen incelemesi, satın alınan payın hangi bölüme karşılık geldiğini somut belgelere bağlamalıdır. Yalnız “pay yolda değildi” diyen fakat dayanağı açıklanmayan bir bilirkişi görüşü, kayıtla çelişkiyi kendiliğinden gidermez. Satış anında neyin bilindiği veya anlaşılabildiği ayrıca gösterilmelidir.
Bu karar ne sicile güvenen herkes için otomatik ödeme ne de her durumda belediye yerine yalnız satıcıya dava açılması kuralıdır. Sicilin tutulmasıyla zarar arasındaki ilişki ve satış tarihine göre satıcının sorumluluk koşulları ayrı incelenir; güncel kanunda alıcının elinden alınma tehlikesini önceden bilmesi de satıcı sorumluluğunu etkileyebilir. Aynı zarar için mükerrer tahsil yerine, uygun sorumluya doğru talebin süresinde yöneltilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin o olayda verdiği karar başvuru yolları tüketilmediği için kabul edilemezliktir; tazminat miktarını belirleyen veya davayı kesin kazandıran bir karar değildir.